Çetin Acar
Doğum bir sanatmıdır? -öyleyse yaşamakta... Elinde, dilinde yürümek karelerin..

KİŞİSEL

Çetin Acar

 

1395367_657864857577904_671122130_n.jpg                                                                                                       Doğum bir sanat mıdır?

-öyleyse yaşamak da...

Tutunabilmek en saklıya!

ve onu saklayabilmek

Renkleri boyamak, elinde, dilinde yürümek karelerin.

 

 

          Minimalist , bir nirvanada bırakılmış değil,hatta kuşatılmış da değil, alınmış bir tepedenefes tutmaktır. Benim ürpertim.

 

          Çetin Acar, Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Liseyi Trabzon’da okuyan sanatçı küçük yaştan beri resme olan tutkusunu burada hayata geçirme imkanı buldu. Okul hayatını sürdürürken aynı zamanda özel hocalardan resim eğitimi aldı. İlk sergisini Trabzon’da açıp daha sonra Erzincan’a döndü ve ilk atölyesini de burada açtı. 1990’da İstanbul’a gelen sanatçı halen çalışmalarını Pendik’te, kendi atölyesinde sürdürmekte ve özel resim dersleri vermektedir. Birçok karma sergiye katılmakla birlikte, genellikle kişisel sergiler açmaktadır.

 

          Çeşitli  koleksiyonlarda resimleri yer alan Çetin Acar çağdaş bir çizgide özgün tarzını, kendi deyimiyle realist, empresyonist ve ekspresyonist yıllarına titiz bir birikimle taşımıştır.

 

          “Minimalist bir Nirvana’da nefes tutmaktır, benim ürpertim.” diyen ressam, sanata dair düşüncelerini şöyle açıklıyor:

         

          “Sanat, nefes alma biçimidir. Estetiğin yüksek egosuna barışı sokmak, hissiyatı her gün yeni bir dirimle bezemek, varolanın yani sanatın uzanmış eline her dem yeniden yeniden yapışmaktır.

 

          Bu eşsiz baş dönmesi, bir ahde vefa kertesinde melekelerin kanması ile elbette büyük bir hissiyatın çalkantısına, sancısına vücut olacaktır. Aslında sanat, fark etmenin borcudur. Bu borcun imgesi; geniş omuzların, uzun nefeslerin el izlerinde yaşarsa da bu formülasyonu kim neresinden tutarsa tutsun, Elest bezminde kaimdir.

 

          Yeni espaslarla alan genişleten bir anlayışın sürekliliği, nesnelerin yerini dar ederken tuvaldeki doluluğu artıracaktır. Bu da hissiyatın öne çıkması, coşkun bir kesiflik içinde dirimli durması demektir. Rengin inatçı dili ile  ve bende öne çıkan - süprematizmin gözünü yummuş haykırışına karşı - bir biçim, rengi de hizaya getiren bir öz biçimin tabu gibi değil de bir hukuk, bir eman, bir sadakat gibi görünmesi, işte benim resmim…

 

          Toplumların yaşantısında insanların ürettikleri, yararlılık açısından bir imgesi olan tüm etkilerin, değerlerin taşınması, yığılması, yansımaları, hikayeleri; özgürlüğü kısıtlayacağı gibi nesnesizliğe yönelmenin ve sanata geniş yer açan hiçliğin nasıl bir tahayyül olduğunu unutturup dolu dolu bir resimden koparacaktır. Pratik tasavvurların terk edilmesiyle dolacak olan tuvalde yaşatılacak hissiyata; asırlar, uzanabilecek bir nefes olacaktır. Onun için ben Fatih’le buluşabildim; Çünkü ‘fetih’ yaşayan bir nefes ve ben onu duydum: “Aşk imiş her ne var alemde” adlı “Fetih” tablom - on yıllık bir çalışmam - bunu soluyor. Bu ateşe bir pervane daha: Mevlana’yı anlatan “Ey renklerin beyi benim renklerime acı” adlı tablom.

 

          “Sanatıma uğranılmalı, mutlak görülmeliyim.” Sergi salonlarında kaygan bir seviyenin referans şevkine göz yığmak, koleksiyonlarda yer almak, büyük yığılmalarında sanatın isim olmak, farklılığın fark edilmesindeki parlaklığa coşkun bir bedel olmak, spesifik sarhoşluğunda bu erişimin sanata çit olmak, popülizmin olmazsa olmaz el açışıyla umudun yek paresinde kazanma ateşini tutuşturmak, bütün bu tabulara parmak izi okutup göz merceğini ayarlamak, ihanetine sanatın sanatçı olmak; geriye ne  kalıyor: müdahale; tuvale, boyaya, şekle, biçime, çağa, insanlara, düşüncelere müdahale. “Keşfin keşfini sımsıkı tutmak ayakta.”

 

              “Bende sanat şirke müdahale ile başlar. Üflenmişse bir nefes melekelere ya uzatır başını öncesine ve sonrasına bezm-i alemin ya bu boşlukta bir yakamoz olur, asılsa da yüksek yerlere sözleri.”


KİŞİSEL SERGİLER

 

2015 – Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi, “Müteal” Yağlı Boya Resim Sergisi

2015 – İstanbul Beylerbeyi Sarayı Tünel, “Ref’-i Taayyün” Yağlı Boya Resim Sergisi

2014 -  Pendik Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi, “Bu Bir U Dönüşü Değildir” Yağlı Boya Resim Sergisi

2013 - Pendik Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi, “Mealin İzni” Yağlı Boya Resim Sergisi

2012 – Kadıköy Şirket-i Hayriye Sanat Galerisi, “İstanbul’da Zaman Hep Yeni 3” Yağlı Boya Resim Sergisi

2011 – Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi, “Retrospektif” Yağlı Boya Resim Sergisi

2010 – İstanbul Hilton Oteli, “İstanbul’da Zaman Hep Yeni 2” Yağlı Boya Resim Sergisi

2009 - Pendik Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi, Yağlı Boya Resim Sergisi

2008 - Pendik Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi, “Dönüşüm” Yağlı Boya Resim Sergisi

 

KARMA SERGİLER

 

2014 – Lütfi Kırdar Kongre ve Kültür Merkezi Sergi Salonu, Yağlı Boya Resim Sergisi

2013 - Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi, Yağlı Boya Resim Sergisi

2012 - Pendik Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi, Atölyeler Yağlı Boya Resim Sergisi

2011 - Kadıköy Şirket-i Hayriye Sanat Galerisi, “88 Sanatçı 88 Eser” Yağlı Boya Resim Sergisi

2011 - Kadıköy Şirket-i Hayriye Sanat Galerisi, “Dayanışma” Yağlı Boya Resim Sergisi

2010 - Kadıköy Şirket-i Hayriye Sanat Galerisi, “” Yağlı Boya Resim Sergisi